Skip to content

Serbest düşüş

05 Nisan 2011

Milli maçlar nedeni ile lige verilen arayı hoca değişikliğine giderek değerlendirmiş ve kulübe senelerdir hizmet etmiş Bülent Ünder gibi bir taktisyeni takımın başına getirmiştik. 1 sezonda 3 hoca değişikliği kültürümüze fazlasıyla tersti aslında ve bu ters istatistik ile 2000’li yılların başlarındaki Fenerbahçe’yi aratmadık. Yine de bu kan değişikliğinin takım üzerindeki ölü toprağını sezon sonuna kadar atması ümitleri ile gözlerimizi Mardan Stadı’na çevirmiştik. Sakat ve cezalı oyuncuların fazlalığı nedeniyle kısıtlı imkanlarla kadro kurmak zorundaydı Bülent Hoca, nitekim Insua dışında neredeyse hepimizin beklediği kadro sahadaydı. Hepimiz kadroyu gördüğümüzde sistemin çift forvet destekli olacağını düşünmüştük ancak maçın başlama düdüğü ile yanıldığımızı gördük. Forvet Stancu sağ açık, sağ açık Pino ise forvette başladı maça. Her daim futbolcuların kendi gerçek mevkilerinde oynamaları gerektiğine inanan birisi olarak garipsedim açıkçası bu tercihi. Yine de iştahlı başladık maça ama takımımızın özgüveni o kadar kırılgan halde ki Antalyaspor’un ilk ciddi atağında top Ufuk ile buluştuğunda bu korku ve özgüven kaybını oyuncularımızın gözlerinden çok rahat okuyabildik. Özgüven olmayınca beyinler de ayaklara istediği gibi hükmedemiyor maalesef.

Nitekim hem hücumda hem savunmada saçma sapan yanlışlar yaptık. Pazar akşamı Bursaspor’da Serdar-İbrahim ikilisinin hava hakimiyetini gördükten sonra bizim savunmamızın havadan-yerden savunma hakimiyetini daha bir sorgulamaya başlamıştım. Antalyaspor’un ilk golü öncesi Ali Turan-Servet mücadelesi ve Servet’in Ali Turan’a hamle şansı tanıdığı pozisyon bile Bursaspor’un 3ncü olduğu ligde bizim neden 13ncü olduğumuzun net açıklamasıdır kanımca. Elbette ki atılan golde futbol altyapısını Beşiktaş’tan almış Erkan Sekman’ın harika vuruşunu da alkışlamak gerek. Yediğimiz golden sonra panik halinde, bilinçizce ve cümbür cemaat hücum edip rakip kalede gol aradık ama arka tarafımızı öyle başıboş bıraktık ki bu dakikalarda şans yanımızda olmasa daha ilk yarından maç kopabilirdi. Neyse ki Ufuk gününde, rakip forvetler ise beceriksizdi. Takımımızın genel olarak en büyük eksikliği “takım” olamaması, hem hücumda hem savunmada 11 benzemezi oynaması. Pino her topu aldığında neredeyse orta yuvarlaktan şut deniyor, Hakan sadece 2 metre yanındaki takım arkadaşına bel üstü hizasında pas atıyor, Barış idmanlarda sık sık denediği no-look pas atma derdine düşmüşken Serkan Kurtuluş sık sık kendi kendini çalımlaya çalışıyor. Böyle yetenek düşmanı oyuncuların sayısı hayli fazla olunca da takım oyunu beklemek hayalden öteye geçmiyor.

Çift forvete dönerek başladığımız ikinci yarıda yine bunu net şekilde gördük. Maçın belli anlarında oyun üstünlüğünü kurduk, önde bastık ancak oyuncularımız birbirine o kadar yabancı, o kadar dağınık ki golü atacak, kilidi açacak hamleleri bir türlü yapamadık. Ne adam akıllı korner kullanabildik, ne de frikik. Rakip ceza sahasının hemen önünden, üstelik son derece tehlikeli bir noktadan frikik kullanıp pozisyonu böylesine acemice “berhava” eden başka takım var mıdır acaba? Özgüven eksikliğinin tavan yaptığı oyuncularımız o kadar toptan korkar hale gelmişler ki top benden çıksın da kime giderse gitsin dercesine amaçsızca paslaşmalar yaptık üst üste. Nitekim bu kaçak dövüş anlayışının sonucunda Serkan 20 metreden topu takım arkadaşı yerine Necati’ye asist tadında verince Necati’de bu ikramı çevirmedi ve takımımızın pamuk ipliğine bağlı olan ümitlerini kopardı. Sonrası ise malum, yan hakem katkılı el ile oynama es geçildi, penaltı ve ters köşe..

Ne kadar sakat ya da cezalı oyuncumuz olursa olsun bir takım bu kadar aciz olmamalı. 1994-1995 yılında peşpeşe mağlup olduğumuz Samsun-G.Antep-Antalya dönemini bile mumla arar hale geldik. Klişe bir laf vardır, kötü futbolcu olabilirsiniz, kötü oynayabilirsiniz ancak kötü mücadele edemezsiniz.. İşte biz mücadele etmiyoruz, mağlubiyete isyan etmiyoruz, tam aksine hemen kabulleniyoruz. Şampiyon olduğumuz sezonlardaki kadro kalitesine bakın, bir de şimdi ki kadro kalitesine.. Koca sezonu yine tek forvet Baros ile bitiriyoruz. Kimse Stancu’yu sormasın, kabul ediyorum kendi mevkisinde fazla şans bulamadı ama takımında kötü olmasının etkisi ile şu ana dek bize yaşattığı sadece hayal kırıklığı. 5M Euro verdiğimiz bir oyuncudan da ciddi bir katkı beklemek hepimizin hakkıdır yanlış mıyım? Ayrıca sadece devre arasında 11M Euro harcayarak bu sezon transfere en fazla para harcayan takım ünvanını ele geçirmişiz ancak ligin ikinci yarısı itibari ile Konyaspor ve Bucaspor’dan sonra en az puan toplayan takımız. Deplasmanda oynadığımız 5 maçta 5 mağlubiyet almamız da cabası. Bu tabloyu görünce çektiğimiz acı daha bir tarifsizleşiyor doğrusu. Bir de aklıma Rijkaard’ın “Oyuncularım kalitesiz, geçen sene 5nci olduk, bu sene 3ncü. demek ki başarılıyız” sözleri geldi. Bu sözlerin ardından Rijkaard’ı küçümseyip Galatasaray’ı dev aynasında görerek kalite anlamında Mustafa Sarp’a, Ayhan’a, Barış’a sahip çıkan ve Rijkaard’a tabiri caizse tekme tokat sallayan ulemalar, takımımızın şu an -8 averajla 13ncü sırada olduğunun farkında mısınız?

Reklamlar
4 Yorum leave one →
  1. 05 Nisan 2011 07:16

    umarim kume dusmeyiz. antalya macindaki kadro ve oyuncu degisiklikleri korkuttu beni.

    fikstur hatirlatmasi:

    28. hafta 19:00Galatasaray-Trabzonspor
    29. hafta Manisaspor-Galatasaray
    30. hafta Galatasaray-Kayserispor
    31. hafta Beşiktaş-Galatasaray
    32. hafta Galatasaray-Kasımpaşa
    33. hafta Gençlerbirliği-Galatasaray
    34. hafta Galatasaray-Konyaspor

    daha cok zor bir 7 hafta bekliyor hepimizi. :S

  2. 05 Nisan 2011 14:20

    Ben hayatımda bu kadar inançsız, umutsuz, bıkkın futbolculardan oluşan bir Galatasaray takımı görmedim. Bank Asya takımlarına karşı bile maç kazanmaları çok zor. Takımda yenilgiye isyan eden, yardımlaşan, diğerinin açığını kapatan kimse yok. Bizim sorunumuz burada. Nasıl olsa paramı alıyorum deyip yenilsem ne olur mantığıyla oynayan adamları kapının önüne koyacaksın. Arda çok iyi bir insan olabilir, çok iyi bir Galatasaray’lı olabilir, ama bana küfür ettiler moralim bozuldu deyip küsmeye ve böyle oynamaya hakkı yok. Arda sahaya çıkıp %100’ünü vermeyecekse hazır değilim deyip takımdan affını istesin. Zaten sezon sonu teklif gelir de Arda’yı satmazlarsa ben kombinemi satacağım.

    Bülent Ünder de denenmiş ve sonuç vermemiş işleri tekrar tekrar yaparak zaten başarılı olamayacağını ilk maçtan gösterdi. Neyse ki ilk yarının sonundaki Kasımpaşa ve Konya, ikinci yarının başındaki Sivas, Eskişehir ve Buca maçlarını kazanmışız aksi halde şu an küme düşer miyiz acaba değil, küme düşmekten nasıl kurtuluruz sorusunu soruyor olurduk kendi kendimize…

    Sayın Adnan Polat’ı da Allah’a havale ediyorum. Kendisi Galatasaray’ı bu hale getiren başkan olarak hafızalara kazınmıştır. Adnan Sezgin belasını 5 yıl başımıza sardı istifasını kabul ederken de utanmadan hizmetlerinden ve başarılarından ötürü ona teşekkür etti… Ne hizmeti, ne başarısı yahu bana bir anlatın Sayın başkan?

    Adam gibi bir yönetim olsa bu ruhsuzlara adam başı kaybedilen her puan x 50,000 USD ceza verirdi. Bakın bakalım o zaman nasıl top oynuyor, nasıl mücadele ediyorlar. Ama nerde? Başkan bey seçim tarihi açıklayacak, seçim yapılacak, düzgün ve tüm camianın desteklediği iş bitirici bir yönetim gelecek, takım o zamana kadar ligde kalmayı başaracak ve yeni sezonun hocası + transferleri yapılacak. Ölme eşeğim ölme. Galatasaray taraftarını bu kadar üzenlere hakkımı helal etmiyorum. Ve son olarak Florya’da gerçekten Galatasaray’ı seven birileri varsa bu sene aldıkları her kör kuruşu iade etsin bir de üstüne para almasın Galatasaray’ımdan!!!

  3. onur05 permalink
    06 Nisan 2011 02:16

    bu cok hizli ve kalecinin üstüne mükemmel sutlar ceken pino ile
    canini disinine takan culio ile
    dogustan galatasarayli yekta ile
    gelecek vaad eden stancu ile
    baris ayhan sarp aydn balta ile seneyede devam edersek… ilk 5 sadece ama sadece HAYAL olur!
    bize canini disine takan hizli gelecek vaad eden ayri ayri futbolcular degil hepsi bir arada tek futbolcuda lazim. galatasarayin en iyilerinde sayilan neill bile bizde sadece yedek olabilecek bir futbolcu olmasi lazim.
    yekta okadar fanatikse gitsin tribüne otursun! bu sene sarpa nasil bakiyorsak seneyede culio ya öyle bakacaz. geldigi günden beridir diyorum culio sarpin biraz iyisi!!! pino icin adi galatasarayda anildigi günde transfer edildigi günde muhtesem sutlar ile gol atdigi günde hep ayni seyi demisimdir pino tarzinda futbolcu almanya nin ikinci liginde her takimda 2 -3 tane var! pino galatasarayin futbolcusu degil. stancu gercekten kaliteli oyuncu ama oda süper ligin oyuncusu degil kimyasi tutusmuyor! takimda tek pozisyon üretebilen futbolcu su an kazim, oda cani isterse… ben kimsenin begenmedigi canayi begeniyorum serveti begeniyorum dün hata yapan serkani begeniyorum herkez tarafindan elestirilen ardayi begeniyorum tribüne sut veken sabriyi begeniyorum barosu begeniyorum. pino,stancu,yekta aydin,sarp,ayhan,balta,baris,kewell,abata,aykut gönderilmesi neill,culio,kazim yedek olmasi gerekiyor.

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: